13 Şubat 2014 Perşembe

MESELE; Acaba

MESELE; ACABA

Sizde sıkıldınız bende. Yazmayayım diyorum ama yazmadan da edemiyorum. Evet yine konu cemaat. Hepimizi derinden yaralayan olaylar. Herkes hüzünlü ve huzursuz. Ama memleketin selameti için belki de iyi ki olmuş diyeceğimiz, 1...7 Aralıkla başlayan cemaatin bizle alakası yok dediği ama görünen o ki işin içinde oldukları hatta tek müsebbibi oldukları bir sorunla karşı karşıyayız. Maalesef.
6 Şubat itibari ile cemaat medyasından iki tane köşe yazısı okudum. Sonucu düşünülmeden yazılmış iki yazı. Birisi İhsan Dağı diğeri ise Mümtazer Türköne'nin. Ciğerim üzük üzük üzüldü yazıları okuyunca. Mevla'nın dediği konu aklıma geldi "Vefasızlara gitme, onlar birer yıkık köprüdür". Bir önceki cümle cihetinde keşke okumasaydım dediğim yazılar oldu benim için.
İhsan Dağı'nın kürt meselesiyle Ak Partiyi yazdığı yazıyı ve Mümtazer Türköne'nin Ak Parti'nin kapatılmasına yönelik yazısını, bütün samimi cemaat mensupları da okumalıdır. Hiçbir şekilde hiçbir partinin kapatılmaması gerektiğine inanan biri olarak, epey endişeye kapıldım başında da akademik kariyer sıfatı olan bir adamdan bu sözleri okuyunca. Ne yapmak isteniyor hiçbir anlam yükleyemiyorum. Yüklemesine yüklüyorum da üstlerine konduramıyorum. Anlamamak için ısrar eden cemaatten samimi arkadaşlarım, anlamak isterseniz, her şey bu iki yazıda mevcut. Ve bu yazıları benim sizlerden beklediğim vefa düzleminde değerlendirirseniz ziyadesiyle memnun olurum. Ne kadar doğru bir cümleyle de bu paragrafı bitiriyorum; "Dile kemik, zihne fren, insana insaf şarttır".
17 Aralık, geliştirdiği süreç ve yaşattığı sıkıntılardan benim ihtiyatla üzerinde durduğum konular var.
Cemaatin Ak Parti dışında hangi partiye oy vereceği mesela. Mesela diyorum çünkü zaten tamamıyla Ak Parti'ye oy verdiklerini geçmiş seçimlerde de düşünmüyorum. Kızmayın hemen insan güvenemediğinden şüphe de eder. Asla tek bir partiye de tamamıyla oylarının gitmesi için çalışacaklarını sanmıyorum. Bir partiye kanalize olma fikrine sıcak bakmayacaklardır. Bölgesel kararlar alınacak ve cemaate bu yönde bir empoze olacaktır. Mesela Kayseri'de, muhtemelen Ak Parti'ye oy verecekmiş gibi yapıp MHP'ye mi vereceklerdir oylarını acaba.? İstanbul'da CHP'ye mi oylar.? Sadece Büyük Birlik Partisi'ni açıklar iseler, bu parti zamanla cemaatin tek oy verdiği partisi olacak, yeni bir parti kurmayacaklar mı demektir acaba.? Önce nokta sonra soru işareti kullanmam hata değil bu arada.
Sosyal medyada yoğun bir şekilde takip ettiğim üzere cemaat mensuplarının paylaşımlarında Üstad Necip Fazıl Kısakürek merakı ve paylaşımları had safhada. Bununla uygulamak istedikleri bir algı yönetimi çalışması, büyük doğu camiasına hoş görünme isteği değildir. Böyle bir istek de olsa nafile, zira duruşundan hiç bir dönemde asla taviz vermeyen fraksiyon, konu da memleket sevdası olunca sert bir kaya gibi önlerinde durur. Benzer bir durum Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri içinde geçerli. Bir de benim çok komik bulduğum İran meselesi var. İran antipatisi taşıyan insanların gönüllerine dokunmak adına yoğun bir şekilde internette İran karşıtı söylemle bilinçaltını tetikleme, acaba dedirtme çabaları var. Bu yaklaşım ve tutum yalnızlıklarının farkında oldukları için mi acaba.? Oysa ve yakışan, Hoca Efendi’nin resimleri ve sözleri ile de bir sürü paylaşım konusu rahatlıkla çıkarabilmeleridir.
Cemaatler de, cemaatten oldukça rahatsız. Gelişen sürecin devamından da endişeliler. Cumhuriyet döneminde ilk defa kendilerini bu kadar iyi ifade ettikleri bir dönemde, cemaatin sebep olduğu zarardan onlarda ayrı bir ihtiyatlılar. Olması gerekenler değil de onlar yaşıyor mahcubiyeti. Amaçları dindar bir nesil yetiştirmekten başka bir şey olmadığını ilk defa bu kadar iyi anlatabiliyorlardı. Burada da cemaatlere sempati ile bakmayanlar kızacak. Vatanın içerisinde, vatan için, vatanın bir parçası olduklarını ilk defa hissediyorken, cemaat yüzünden oluşacak suizanlarla tekrar yine yeniden karşı karşıyalar. Bu paragrafı da benden bir cümleyle bitirelim; " dost isen çekelim cefa, yok eğer dost isen sürelim sefa". Hala taşıdığım bir umut mu benim ki yoksa.
Hangi kişi, hangi olay, nasıl tanıştığın, nasıl başladığı, önemli değildir. Nasıl ya da ne kadar güzel, devam ettiği de önemli değildir. Hatıraların ve şahısların hep sonu akıllarda kalır. i.r.
Devamını Gör

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder