13 Şubat 2014 Perşembe

MESELE; Fenerbahçe ile ofsayta düşürme planı



BU BİR GALATASARAYLININ FENERBAHÇE YAZISIDIR.

Öncelikle şunu söylemem lazım, ben fanatiklik derecesinde Galatasaray taraftarıyım. Galatasaray sevgim babamdan dolayı başlamıştır. Benden de çocuklarıma geçmiştir. İnşallah çocuklarımdan da torunlarıma geçecektir. O derece yani.
Bildiğimiz üzere ülkemizin güzide takımlarından Fenerbahçe’nin birkaç yıldır yüz yüze kaldığı bir şike operasyonu söz k...onusu. Bu konuyla ilgili Fenerbahçe’nin kabullenmeyişi ve yine güzide bir kulübümüz olan Trabzonspor’un da itirazları var. Hatta bu işin bir yerlerinde bence en organize taraftar gurubuna sahip sevgili Beşiktaş’ın da adı geçiyor. Hatta İstanbul BB Spor, Sivas Spor ve benim aklıma gelmeyen birçok kulübünde. Benim ilk itirazım burada başlıyor. Hiçbir kulüp şike yapmak isteyen başkan veya futbolcusundan dolayı suçlanmamalı. Bunun şahsım için açıklaması da; futbol takımından bir topçunun yapmış olduğu haksız teminden dolayı diğer on kişinin hakkının yenmesine ben seyirci kalamam. Ya da futbol takımının başkanın bir haksız girişiminden dolayı sahada terleyerek parasını kazanan arkadaşların hakkını yiyemem. Yani konu şahıslarla ilgilidir ta ki hep beraber bu haksızlığın içinde yer almamışlarsa. Ki ben insanlara hala güvenini yitirmek istemeyen biri olarak illa içlerinde namuslu insanların olduğuna inanıyorum. Birisinin suçlu olduğu konu da diğerlerinin hak ihlaline uğraması pek acı benim için. Bir Galatasaraylı olarak benim burada hak dağıtmak ya da adaletin tecellisine fayda sağlamak gibi bir görevim ve haddim de yok.
Bu olaylar;
-Şahıslarla ilgilidir, takımları bağlamamalıdır. Topyekün şikenin içinde oldukları ispat edilmelidir takımların suçluluğu için. Bir başkan aldığı teşvik parası için futbolcularına bu maçı kaybedeceksiniz mi diyecek. Hadi biri kabul etti itiraz eden olmayacak mı?
- Örgüt kurma vb gibi suçlamalar enteresandır. Yargılama, kurulması icap eden Spor mahkemelerinde olmalıdır. Silah, tehdit yoksa nasıl örgüt olur.
- Bütün sonuçlar para ve kişisel hak mahrumiyeti şeklinde olmalıdır düşünceleriyle değerlendirilmelidir.
Tabi yazdıklarımla Fenerbehçe’ye destek Trabzon Spor a köstek gibi oldu farkındayım. Şahısların üzerinden ekipleri karalamakta benim içime sinmiyor ne yapayım. Yıllarca amatör kümede futbol oynayan birisi olarak emeklerinin birkaç ekmeğine ihanet eden yüzünden namuslu insanların ekmeğinin kirlenmeyeceğine inanıyorum aslında o kadar. Profesyonel futbol takımlarından hiçbiri bu konu da masum değildir. Geçmişinde bu tarz olaylar mevcuttur. Galatasaray’ın da yıllar önce de olsa bir Ankaragücü maçı vardır mesela enteresan. Kısaca ‘’ masum değiliz hiçbirimiz’’.
Beni ilgilendirilen siyaset mühendisliği ile futbol takımlarını ve taraftarlarını devlet vesayetinin dışında bir yapının oligarkı yapma ve içine çekme çabasıdır. Başarılı olmuşlar mıdır? Eğer bu konuda önlem almaz ise iktidar, farkında değilse bu çalışmaların ya da farkında da ağırdan alıyorsa, az veya çok başarılı olurlar.
Kafamı kurcalayan birkaç şeyden bahsetmek istiyorum. Bu siyaset mühendisliğine soyunan arkadaşlar bu işi aslında Galatasaray’ın Türk Telekom Arena stadının açılışında başlattılar bu icraatları.
Sayın Başbakan’ı yuhalamıştı Galatasaray taraftarları. İşte o zamanlara gider bence cemaat iktidar partisi uyuşmazlıkları. Galatasaray Başkanı o zaman Adnan Polat idi. Galatasaray taraftarlarının protestosundan sonra Sayın Başbakan stadı terk etmiş, bence bu olayla ilgili olarak da Adnan Polat kısa sayılabilecek bir süre sonra görevi bırakmıştı. Bugün İstanbul’dan belediye başkan adayı olan Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir Sarıgül’ün nerede ise ben beni bildim bileli Galatasaray yönetim kurulunda olması ya da olma isteği ilginç değil midir? Bu siyaset mühendisliğinin Galatasaray kısmı.
Malum ülkemiz bir ‘’Gezi Olayları’’ badiresi atlattı. Önce çevre duyarlılığı sonra ‘’olay birkaç ağaç değil. Sen hala anlamadın mı?’’ ya varan bir süreçti. Yapılan her rekonstrüksiyona karşı biri olarak iktidarın Abdülhamid Han’a uzanan ve Abdülhamid Han’ın destek birliği olan kışlayı yeniden yapma fikrini kendilerine göre haklı ama mimarlık bilimi açısından haksız bulduğumu da belirtmek isterim. Neyse gezi olayları bitti ama aklımda ve bilmem fark ettiniz mi akıllarımızda hep, Beşiktaş taraftar kitlesinin bir parçası olan logosunu hiç sevmediğim ‘’Çarşı’’ gurubu kaldı. Futbolun çekiciliği ve bazen zihinleri uyuşturan dayanılmaz ağırlığı toplumsal ayaklanma girişiminin bir parçası yapılmaya çalışılmıştı. O süreçte destek veren oteller, kumanyaların geldiği yerler ve servis sağlayıcıları teker teker saymamız malumun tekrar ilanı olur. Bu siyaset mühendisliğinin Beşiktaş kısmı.
Bugün Fenerbahçe taraftarının büyük çoğunluğu, nerede ise hepsi gelinen durumda, kendilerine haksızlık yapıldığını savunuyor. Bence de haklılar. Neden mi?
-Türkiye’deki yargı sonucunu beklemeden karar veren bir UEFA var ve bu yüzden Avrupa kupalarına 2 yıl katılamayacak bir takımları olduğu için. Yargıtay daha kararını geçen pazartesi verdi.
-Kendi takımlarının genel kurulunda seçilmiş bir başkan ve yönetim kurulları var. Ama genel kurullarının üzerinde ve iradelerinin üzerine oynanan bir vesayet girişimi olduğunu ve bunun sonucunda mevcut durumda olduklarına inanıyorlar. Cemaati dolayısıyla iktidarı suçluyorlar. Bir iktidar partisi mensubu olarak nasıl vesayetten yakınıyorsam Fenerbahçelilere de o nispette kulak vermeliyiz.
-Bu süreçte en mağdur olan ve tekrardan hapse girmesi muhtemel bir başkanları var. İşlenen bir suç varsa sadece başkanlarının bundan mesul olması kadar mantıksız bir durum olamaz.
Daha sayamadığım ya da yazının uzamasından endişe ettiğimden dolayı haklı oğlu haklılar sizin anlayacağınız. Burada dikkati celp etmek istediğim konu ise farklı elbette. Juventus’ta oynamış bir UEFA başkanı var. Juventus’un sahibi de FİAT. Fiat ın Türkiye mümessili de Koç ailesi. Aziz Yıldırım cezası sonucu yerine kim gelir? Öyle bir durum ki Cemaatin Koç ailesi ilişkileri de son günlerde basına sızdırılan telefon görüşmelerine göre de hiç fena değil. Tabi benim yazdıklarımın hepsi komplo teorisi ve benim asla suçlanmamam gereken hayal ürünlerim.
Öyle bir süreçten geçiyoruz ki bunun adına 17 Aralık yargı aracıyla darbe girişimi denmiştir. Darbe gördüğümüz ve öğrettikleri üzere sadece militarist olmuyor. Yargı da ki yetenekleriyle başlattıkları vesayet girişimini destekleyecek içte ve dışta unsurlar olması gerekiyor. İçerde ki unsurlar galeyana getirecekleri Fenerbahçe taraftarı olacaktır. Dışarısı içinde İHH kanalıyla iktidarı zorluyorlar. Teröre destek veriyormuş görüntüleri ülkemizi dışarda şerefle taşıdığımız değerli yalnızlığımızı değersiz yalnızlığa itme çalışmalarıdır. Haksızlığa uğradığını benimde düşündüğüm Fenerbahçe taraftarı ilk taşkınlığını dün gece başkanlarını karşılama da gösterdiler. Şükrü Saraçoğlu’nda ki her maç artık iktidar karşıtı tezahürata dönüşecek endişesi var. İhtiyaç duydukları algı yönteminde ki halk olayları konusunda Fenerbahçe’yi seçtiler. Umarım Fenerbahçe taraftarları bunu görür irdeler ve ona göre kararını verir. Yargıtay bu konuda kendi hız limitlerini bayağı zorlamış gözüküyor. Ve bu süreçte umarım Yargıtay kararını tekrardan gözden geçirir. Her suç işleyen cezasını çekmelidir elbet. Ama bunun oyun içerisinde bir oyun olduğunu unutmayalım. Ve bu oyunun bir parçası olmayalım. Bu süreçten Fenerbahçe ve taraftarının en az zararla çıkacağına inanıyorum. Konu memleket meselesidir. Fenerbahçe bile olsa bu konular takımların üzerindedir. Bu arada bilinçli davranarak Trabzon’un, Trabzonspor’un ve Trabzon taraftarının davranışları takdire şayandır. Olayların çözümü sokaklar ve halk olayları asla olmamalıdır. Bizler Spor kulübü taraftarı olabiliriz ama önce kardeşiz. Adalet Fenerbahçe ve diğer takımlar için er ya da geç yerini bulacaktır. Bu da kurguladıkları sözüm ona siyaset mühendisliğinin Fenerbahçe kısmıdır.
Bu arada ‘’re re re ra ra ra Galatasaray Galatasaray cim bom bom’’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder